Haberler

Ses ve Görüntü Arşivi

  • Resim Galerisi

  •           739.Vuslat

  • English Page

    Yaklaşan Etkinlikler

    1. “Semâ Mukâbelesi”

      Nisan 1 @ 19:00 - 21:00
    2. “Semâ Mukâbelesi”

      Nisan 8 @ 19:00 - 21:00

    Türk Halk Müziği Konseri

           Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu tarafından her ay düzenlenen konser programlarının bu ayki bölümünde, Türk Halk Müziği'nden örnekler sunuldu.        Mevlana Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu'nda yapılan proğram iki bölümden oluştu. Birinci bölümde, Kırklareli, Tokat, Sivas, Yozgat ve Erzurum yöresinden türküler söylendi. ikinci bölümde ise, Şanlıurfa ve Elazığ yöresinin türküleri seslendirildi.        Beraber ve solo söylenen türkülerin solistleri Ahmet UNCU, Ali KALAYCI, Enver ÖZEL, H.Alparslan TABAK, Hüseyin Alb ÖZEL, M.Ali TÜRKOĞLU, Murat ERDOĞAN, Osman ACAR, Ö.Faruk BELVİRANLI, Sezai ÜNAL, Süleyman ÖZEN, Ufuk YÜRÜÇ ve Vedat TÜZÜN. Ses sanatçılarna, Bağlamada Hasan GENÇ ile Fahri BÜYÜKBAHÇICAN, Kanunda M. Celalettin AKSOY, Violonselde Ali Vefa SAĞBAŞ, Udda Mehmet UÇAK, Neyde Süleyman YARDIM, Kemanda, T.Akın ÖZKÖK, Ritm Sazlarda da  Suat ORHAN ve Yusuf ORHAN eşlik etti.        Büyük beğeni ile izlenin proğramın bitiminde Esin ÇELEBİ tarafından saançılara ödül takdim edildi.

    Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'nun bu ayki konser proğramında, Türk Halk Müziğinden örnekler sunuldu.

    Büyük ilgi ile izlenen proğramda beraber ve solo türküler seslendirildi.

    Her proğramda olduğu gibi, Türk Halk Müziği proğramında da izdiham yaşandı.

    Proğram bitiminde Esin ÇELEBİ tarafından ses ve saz sanatçılarına gül verildi.

    Proğramda seslendirilen türkülerin detayı şöyle: TÜRK HALK MÜZİĞİ KONSERİ BİRİNCİ BÖLÜM 1.Karşıda görünen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Elâ gözlü pirim sen himmet eyle Biz de bu yayladan şaha gideriz Bir bölük turnaya sökün dediler Yürekteki derdi dökün dediler Yayladan ötesi yakın dediler Biz de bu yayladan şaha gideriz Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz Gitti giden ömrüm geri dönülmez Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz Biz de bu yayladan şaha gideriz 2.Benim adım dertli dolap Suyum akar yalap yalap Böyle emreylemiş Çalap Derdim vardır inilerim Beni bir dağda buldular Kolum kanadım kırdılar Dolaba lâyık gördüler Anın için inilerim Ben bir dağın ağacıyam Ne  tatlıyam ne acıyam Ben mevlâya duacıyam Anın için inilerim Aşık Yunus eder âhı Gözyaşı siler günâhı Hakk’a âşıkam billâhi Anın için inilerim 3.Bugün ben bir güzel gördüm Bakar cennet sarayından Kamaştı gözümün nûru Onun hüsn-i cemâlinden Salındı bahçaya girdi Çiçekler selâma durdu Mor menekşe boyun eğdi  Gül kızardı hicâbından Bahçanın kapısın açtım Sanırsın cennete düştüm Sevdim coştum helâlaştım Bûse aldım yanağından Bahçanın kapısı daldır Dalında öten bülbüldür Emrah da bir ednâ kuldur Bağışla geç  günâhından 4.Vardım Hind eline kumaş getirdim Açtım bedestânı sattım oturdum Sen benim başıma neler getirdin Ben senin kahrını çekemem gönül Eline aluben sazlar istersin Göllerde ördeği kazlar istersin Benden mahbûb kızlar istersin Ben senin kahrını çekemem gönül Kara bulut gibi göğe ağarsın Sulu yağmur gibi yere yağarsın O yar değil ne çok bakarsın Ben senin kahrını çekemem gönül 5.Bir çift durna gördüm durur dallarda Seversen mevlâyı kalma yollarda Sizi bekleyen var bizim ellerde Bizim ele doğru gidin durnalar Durnam dertli öttün derdimi deştin El vurdun yâremin başın açtın Eşinden mi ayrıldın yolun mu şaştın Bizim ele doğru gidin durnalar Fazla gitmen Deremum’a varınca Selâm söylen eşe dosta sorunca Sağ selâmet murâdınız alınca Benden yâre selâm edin durnalar                  Solist: Mehmet Ali Türkoğlu 6.Mihrican mı değdi gülün mü soldu Gel ağlama garip bülbül ağlama  Felek baştan başa kimi güldürdü Gel ağlama garip bülbül ağlama Şakı benim şeydâ bülbülüm şakı Bu dünya kimseye kalır mı bâkî Sana da mı değdi feleğin oku Gel ağlama garip bülbül ağlama Gonca gül açılır hâr ile geçer Dertlilerin ömrü zâr ile geçer Turâbî bîçâre serinden geçer Gel ağlama garip bülbül ağlama                         Solist: Ufuk Yürüç   7.Çiğdem der ki ben elâyım Yiğit başına belâyım Hepsinden ben âlâyım Benden âlâ çiçek var mı Lâle der ki be hey tanrı Benim boynum neden eğri Yardan ayrı düştüm gayrı Benden âlâ çiçek var mı Sünbül der ki boynum uzun Yapraklarım düzüm düzüm Beni ak gerdana dizin Benden âlâ çiçek var mı 8.Bülbül bağa girip yapmış yuvayı Görmüş ki gülleri cümle hâr almış Bozulmuş gülşenin âb ü havâsı Sanki bu âlemi sitemkâr almış Öfkelenmiş kanbur felek bülbüle Pejmürdelik vermiş güle sünbüle Cümle âlemi de vermiş gulgule O zaman da hep gülleri hâr almış 9.Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi Altım çamur üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi Sen bugün nâdân ile gezdin merâk oldu bana Çeşm-i mestimden bile süzdüm merâk oldu bana Bir dağ ne kadar ulu olsa kenarı yol olur Buna bayram günü derler dostla düşman buluşur                                              Solist: Hüseyin Alb Özel 10.Kadem bastı gönül tahtı a sultânım safâ geldin Dil-i pür-reng-i tâb ü derde dermânım safâ geldin Gel ey dilberlerin şâhı melâhat burcunun mâhı Gedânın hâlini gâhî sorup şâhım safâ geldin Gel ey dilber-i âlîşân çün sensin hüsrev-i devrân Sana ben hep olam hayrân benim cânım safâ geldin İKİNCİ BÖLÜM 1.Bülbüller düğün eyler Bilmem ki ne gün eyler Ben feleğe neyledim Bana bildiğin eyler Bülbülüm nevâ bilmem Dertliyim devâ bilmem Bana bir sevdâ geldi Başımdan savabilmem Bu dağın karı menem Gün vursa erimenem Yedi yıl yerde yatsam Aşığam çürümenem Bu dağın dudu benden Geçmez aşk odu benden Gördü yaram sağalmaz Tabîb el yudu benden 2.Ben bu dağın ağacıyam Hem datlıyam hem acıyam Ben mevlânın muhtâcıyam Gel gör beni aşk neyledi Beni bu dağda buldular Kolum kanadım kırdılar Garip olduğum bildiler Gel gör beni aşk neyledi          Solist: Habib Alparslan Tabak 3.Ne feryâd edersin dîvâne bülbül Senin bu feryâdın gülşene kalsın Bu dünyada eremezsen murâda Huzûr-ı mahşere dîvâna kalsın Nesin methedeyim bir kaşı kâre Şu sîneme açtı onulmaz yâre Dünya tabîb gelse derdime çâre Derdimin dermânı Lokmân’a kalsın Bir cân için geçti cân ü serinden Vücûdum kül oldu aşkın nârından Emrah bûse istersen nazlı yârinden Bu bayram olmazsa kurbâna kalsın                           Solist: Ahmet Uncu 4.Yar yüreğim yar gör ki neler var Bu halk içinde bize gülen var Ko gülen gülsün hak bizi bilsin Nâdân ne bilsin bizi bilen var Bu yol uzaktır menzili çoktur Geçidi yoktur derin göller var Yunus sen bunda meydân isteme Meydân içinde merdâneler var 5.Göster cemâlin şem’ini Yansın oda pervâneler Devlet değil mi âşıka Şem’ine karşı yaneler Ey hâli çok rânâ güzel Yağmaladın dil mülkünü Pek bağla aklın zincîrin Boşanmasın dîvâneler Mescid ile medreseyi Ismarladık zâhidlere Hakka ibâdet etmeye Yeter bize meyhâneler Cevr ü cefâ çekmeyinen Şemsi seni terkeylemez Seni seven âşıkların Hâşâ senden usanalar 6.Arzuhâl için sultâna geldim Sâilem lûtfun ihsâna geldim Kanlı yaş ile arzuhâl yazdım Ol şehinşâha sunmaya geldim Sırr-ı semâ’ı duyunca rûhum Bîkarar olup dönmeye geldim Gönlüm mülevves oldu kesretle Bahr-i vahdette yüzmeye geldi Bendelik eyler cümle mevcûdât Ben de kulluğa sultâna geldim Der  ki Kuddûsî elhamdülillâh Geçtim sivâdan Yezdân’a geldim 7.Ben bir Yakub idim kendi hâlimde Mevlânın kelâmı vardır dilimde Kaybettim Yusuf’u Ken’an ilinde Ağlar Yakub ağlar Yusuf’um diye Gitti de gelmedi vah yavrum diye Yusuf’um hocada okumaz oldu Onun bülbül dili şakımaz oldu Alnındaki nûru berk urmaz oldu Ağlar Yakub ağlar Yusuf’um diye Gitti de gelmedi vah yavrum diye Bir bezirgân geldi üç aylık yoldan Çıkarttı Yusuf’u sarnıçtan kuyudan Kerem kânî kıldı Mısır’a sultân Ağlar Yakub ağlar Yusuf’um diye Gitti de gelmedi vah yavrum diye                          Solist: Vedat Tüzün 8.Bülbülün göğsü al olur Gerdanda çifte hal olur Bülbül on bir ay la’l olur Gül açılmış gülfâma gel Bu meclis-i irfâna gel Bülbül bir küçücek kuştur Seher ötüşü ne hoştur Bülbül on bir ay serhoştur Gül açılmış gülfâma gel Bu meclis-i irfâna gel Bülbül daldan dala seker Göz yaşların güle döker Bülbül on bir ay âh çeker Gül açılmış gülfâma gel Bu meclis-i irfâna gel             Solist: Ali Kalaycı 9.Bağrımda bir ataş yani Yel vurdukça alavlani Gözlerim yollarda kaldı Gelmez aşkın bezirgâni Bu ataşı söndüremem Dünyayı ters döndüremem İntizârım getmez yara Arzuhâlım bildiremem Bağda kuruyan yaprağam Ne ölüyem ne de sağam Aşk denilen cehennemde Cayır cayır yanacağam 10.Garip bir kuştu gönlüm Elimden uçtu gönlüm Saçının tellerine Kapıldı düştü gönlüm Beklerim erken seni Güller açarken seni Gel gidelim bahçeye Sen gül topla ben seni Suya düştü gülümüz Ötmüyor bübülümüz Bir kuru sevdâ yüzünden Zaya geçti ömrümüz
    Bu yazı 11 Nisan 2011 tarihinde eklenmiştir.
    Posted in: Haberler