Haberler

Ses ve Görüntü Arşivi

  • Resim Galerisi

  •           739.Vuslat

  • English Page

    Yaklaşan Etkinlikler

    1. “Semâ Mukâbelesi”

      Şubat 13 @ 19:00 - 21:00
    2. “Türk Tasavvuf Müziği Konseri”

      Şubat 19 @ 19:30 - 21:30
    3. “Semâ Mukâbelesi”

      Şubat 20 @ 19:00 - 21:00
    4. “Semâ Mukâbelesi”

      Şubat 27 @ 19:00 - 21:00
    5. “Semâ Mukâbelesi”

      Mart 5 @ 19:00 - 21:00

    Türk Halk Müziği Konseri

    1

           Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu tarafından her ay düzenlenen konser programlarının bu ayki bölümünde, Türk Halk Müziği’nden örnekler sunuldu.

           Mevlana Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu’nda yapılan proğram iki bölümden oluştu. Birinci bölümde, Kırklareli, Tokat, Sivas, Yozgat ve Erzurum yöresinden türküler söylendi. ikinci bölümde ise, Şanlıurfa ve Elazığ yöresinin türküleri seslendirildi.

           Beraber ve solo söylenen türkülerin solistleri Ahmet UNCU, Ali KALAYCI, Enver ÖZEL, H.Alparslan TABAK, Hüseyin Alb ÖZEL, M.Ali TÜRKOĞLU, Murat ERDOĞAN, Osman ACAR, Ö.Faruk BELVİRANLI, Sezai ÜNAL, Süleyman ÖZEN, Ufuk YÜRÜÇ ve Vedat TÜZÜN. Ses sanatçılarna, Bağlamada Hasan GENÇ ile Fahri BÜYÜKBAHÇICAN, Kanunda M. Celalettin AKSOY, Violonselde Ali Vefa SAĞBAŞ, Udda Mehmet UÇAK, Neyde Süleyman YARDIM, Kemanda, T.Akın ÖZKÖK, Ritm Sazlarda da  Suat ORHAN ve Yusuf ORHAN eşlik etti.

           Büyük beğeni ile izlenin proğramın bitiminde Esin ÇELEBİ tarafından saançılara ödül takdim edildi.

    Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'nun bu ayki konser proğramında, Türk Halk Müziğinden örnekler sunuldu.

    Büyük ilgi ile izlenen proğramda beraber ve solo türküler seslendirildi.

    Her proğramda olduğu gibi, Türk Halk Müziği proğramında da izdiham yaşandı.

    Proğram bitiminde Esin ÇELEBİ tarafından ses ve saz sanatçılarına gül verildi.

    Proğramda seslendirilen türkülerin detayı şöyle:

    TÜRK HALK MÜZİĞİ KONSERİ

    BİRİNCİ BÖLÜM

    1.Karşıda görünen yayla ne güzel yayla

    Bir dem süremedim giderim böyle

    Elâ gözlü pirim sen himmet eyle

    Biz de bu yayladan şaha gideriz

    Bir bölük turnaya sökün dediler

    Yürekteki derdi dökün dediler

    Yayladan ötesi yakın dediler

    Biz de bu yayladan şaha gideriz

    Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz

    Gitti giden ömrüm geri dönülmez

    Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz

    Biz de bu yayladan şaha gideriz

    2.Benim adım dertli dolap

    Suyum akar yalap yalap

    Böyle emreylemiş Çalap

    Derdim vardır inilerim

    Beni bir dağda buldular

    Kolum kanadım kırdılar

    Dolaba lâyık gördüler

    Anın için inilerim

    Ben bir dağın ağacıyam

    Ne  tatlıyam ne acıyam

    Ben mevlâya duacıyam

    Anın için inilerim

    Aşık Yunus eder âhı

    Gözyaşı siler günâhı

    Hakk’a âşıkam billâhi

    Anın için inilerim

    3.Bugün ben bir güzel gördüm

    Bakar cennet sarayından

    Kamaştı gözümün nûru

    Onun hüsn-i cemâlinden

    Salındı bahçaya girdi

    Çiçekler selâma durdu

    Mor menekşe boyun eğdi

     Gül kızardı hicâbından

    Bahçanın kapısın açtım

    Sanırsın cennete düştüm

    Sevdim coştum helâlaştım

    Bûse aldım yanağından

    Bahçanın kapısı daldır

    Dalında öten bülbüldür

    Emrah da bir ednâ kuldur

    Bağışla geç  günâhından

    4.Vardım Hind eline kumaş getirdim

    Açtım bedestânı sattım oturdum

    Sen benim başıma neler getirdin

    Ben senin kahrını çekemem gönül

    Eline aluben sazlar istersin

    Göllerde ördeği kazlar istersin

    Benden mahbûb kızlar istersin

    Ben senin kahrını çekemem gönül

    Kara bulut gibi göğe ağarsın

    Sulu yağmur gibi yere yağarsın

    O yar değil ne çok bakarsın

    Ben senin kahrını çekemem gönül

    5.Bir çift durna gördüm durur dallarda

    Seversen mevlâyı kalma yollarda

    Sizi bekleyen var bizim ellerde

    Bizim ele doğru gidin durnalar

    Durnam dertli öttün derdimi deştin

    El vurdun yâremin başın açtın

    Eşinden mi ayrıldın yolun mu şaştın

    Bizim ele doğru gidin durnalar

    Fazla gitmen Deremum’a varınca

    Selâm söylen eşe dosta sorunca

    Sağ selâmet murâdınız alınca

    Benden yâre selâm edin durnalar

                     Solist: Mehmet Ali Türkoğlu

    6.Mihrican mı değdi gülün mü soldu

    Gel ağlama garip bülbül ağlama

     Felek baştan başa kimi güldürdü

    Gel ağlama garip bülbül ağlama

    Şakı benim şeydâ bülbülüm şakı

    Bu dünya kimseye kalır mı bâkî

    Sana da mı değdi feleğin oku

    Gel ağlama garip bülbül ağlama

    Gonca gül açılır hâr ile geçer

    Dertlilerin ömrü zâr ile geçer

    Turâbî bîçâre serinden geçer

    Gel ağlama garip bülbül ağlama

                            Solist: Ufuk Yürüç

     

    7.Çiğdem der ki ben elâyım

    Yiğit başına belâyım

    Hepsinden ben âlâyım

    Benden âlâ çiçek var mı

    Lâle der ki be hey tanrı

    Benim boynum neden eğri

    Yardan ayrı düştüm gayrı

    Benden âlâ çiçek var mı

    Sünbül der ki boynum uzun
    Yapraklarım düzüm düzüm

    Beni ak gerdana dizin

    Benden âlâ çiçek var mı

    8.Bülbül bağa girip yapmış yuvayı

    Görmüş ki gülleri cümle hâr almış

    Bozulmuş gülşenin âb ü havâsı

    Sanki bu âlemi sitemkâr almış

    Öfkelenmiş kanbur felek bülbüle

    Pejmürdelik vermiş güle sünbüle

    Cümle âlemi de vermiş gulgule

    O zaman da hep gülleri hâr almış

    9.Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi

    Altım çamur üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi

    Sen bugün nâdân ile gezdin merâk oldu bana

    Çeşm-i mestimden bile süzdüm merâk oldu bana

    Bir dağ ne kadar ulu olsa kenarı yol olur

    Buna bayram günü derler dostla düşman buluşur

                                                 Solist: Hüseyin Alb Özel

    10.Kadem bastı gönül tahtı a sultânım safâ geldin

    Dil-i pür-reng-i tâb ü derde dermânım safâ geldin

    Gel ey dilberlerin şâhı melâhat burcunun mâhı

    Gedânın hâlini gâhî sorup şâhım safâ geldin

    Gel ey dilber-i âlîşân çün sensin hüsrev-i devrân

    Sana ben hep olam hayrân benim cânım safâ geldin

    İKİNCİ BÖLÜM

    1.Bülbüller düğün eyler

    Bilmem ki ne gün eyler

    Ben feleğe neyledim

    Bana bildiğin eyler

    Bülbülüm nevâ bilmem

    Dertliyim devâ bilmem

    Bana bir sevdâ geldi

    Başımdan savabilmem

    Bu dağın karı menem

    Gün vursa erimenem

    Yedi yıl yerde yatsam

    Aşığam çürümenem

    Bu dağın dudu benden

    Geçmez aşk odu benden

    Gördü yaram sağalmaz

    Tabîb el yudu benden

    2.Ben bu dağın ağacıyam

    Hem datlıyam hem acıyam

    Ben mevlânın muhtâcıyam

    Gel gör beni aşk neyledi

    Beni bu dağda buldular

    Kolum kanadım kırdılar

    Garip olduğum bildiler

    Gel gör beni aşk neyledi

             Solist: Habib Alparslan Tabak

    3.Ne feryâd edersin dîvâne bülbül

    Senin bu feryâdın gülşene kalsın

    Bu dünyada eremezsen murâda

    Huzûr-ı mahşere dîvâna kalsın

    Nesin methedeyim bir kaşı kâre

    Şu sîneme açtı onulmaz yâre

    Dünya tabîb gelse derdime çâre

    Derdimin dermânı Lokmân’a kalsın

    Bir cân için geçti cân ü serinden

    Vücûdum kül oldu aşkın nârından

    Emrah bûse istersen nazlı yârinden

    Bu bayram olmazsa kurbâna kalsın

                              Solist: Ahmet Uncu

    4.Yar yüreğim yar gör ki neler var

    Bu halk içinde bize gülen var

    Ko gülen gülsün hak bizi bilsin

    Nâdân ne bilsin bizi bilen var

    Bu yol uzaktır menzili çoktur

    Geçidi yoktur derin göller var

    Yunus sen bunda meydân isteme

    Meydân içinde merdâneler var

    5.Göster cemâlin şem’ini

    Yansın oda pervâneler

    Devlet değil mi âşıka

    Şem’ine karşı yaneler

    Ey hâli çok rânâ güzel

    Yağmaladın dil mülkünü

    Pek bağla aklın zincîrin

    Boşanmasın dîvâneler

    Mescid ile medreseyi

    Ismarladık zâhidlere

    Hakka ibâdet etmeye

    Yeter bize meyhâneler

    Cevr ü cefâ çekmeyinen

    Şemsi seni terkeylemez

    Seni seven âşıkların

    Hâşâ senden usanalar

    6.Arzuhâl için sultâna geldim

    Sâilem lûtfun ihsâna geldim

    Kanlı yaş ile arzuhâl yazdım

    Ol şehinşâha sunmaya geldim

    Sırr-ı semâ’ı duyunca rûhum

    Bîkarar olup dönmeye geldim

    Gönlüm mülevves oldu kesretle

    Bahr-i vahdette yüzmeye geldi

    Bendelik eyler cümle mevcûdât

    Ben de kulluğa sultâna geldim

    Der  ki Kuddûsî elhamdülillâh

    Geçtim sivâdan Yezdân’a geldim

    7.Ben bir Yakub idim kendi hâlimde

    Mevlânın kelâmı vardır dilimde

    Kaybettim Yusuf’u Ken’an ilinde

    Ağlar Yakub ağlar Yusuf’um diye

    Gitti de gelmedi vah yavrum diye

    Yusuf’um hocada okumaz oldu

    Onun bülbül dili şakımaz oldu

    Alnındaki nûru berk urmaz oldu

    Ağlar Yakub ağlar Yusuf’um diye

    Gitti de gelmedi vah yavrum diye

    Bir bezirgân geldi üç aylık yoldan

    Çıkarttı Yusuf’u sarnıçtan kuyudan

    Kerem kânî kıldı Mısır’a sultân

    Ağlar Yakub ağlar Yusuf’um diye

    Gitti de gelmedi vah yavrum diye

                             Solist: Vedat Tüzün

    8.Bülbülün göğsü al olur

    Gerdanda çifte hal olur

    Bülbül on bir ay la’l olur

    Gül açılmış gülfâma gel

    Bu meclis-i irfâna gel

    Bülbül bir küçücek kuştur

    Seher ötüşü ne hoştur

    Bülbül on bir ay serhoştur

    Gül açılmış gülfâma gel

    Bu meclis-i irfâna gel

    Bülbül daldan dala seker

    Göz yaşların güle döker

    Bülbül on bir ay âh çeker

    Gül açılmış gülfâma gel

    Bu meclis-i irfâna gel

                Solist: Ali Kalaycı

    9.Bağrımda bir ataş yani

    Yel vurdukça alavlani

    Gözlerim yollarda kaldı

    Gelmez aşkın bezirgâni

    Bu ataşı söndüremem

    Dünyayı ters döndüremem

    İntizârım getmez yara

    Arzuhâlım bildiremem

    Bağda kuruyan yaprağam

    Ne ölüyem ne de sağam

    Aşk denilen cehennemde

    Cayır cayır yanacağam

    10.Garip bir kuştu gönlüm

    Elimden uçtu gönlüm

    Saçının tellerine

    Kapıldı düştü gönlüm

    Beklerim erken seni

    Güller açarken seni

    Gel gidelim bahçeye

    Sen gül topla ben seni

    Suya düştü gülümüz

    Ötmüyor bübülümüz

    Bir kuru sevdâ yüzünden

    Zaya geçti ömrümüz

    Bu yazı 11 Nisan 2011 tarihinde eklenmiştir.
    Posted in: Haberler