Mevlevi Ayin-i Şerif Ses Kayıtları

ayinler-haber

 Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğumuz sanatçılarının icra ettikleri, Rast, Hicaz, Uşşak ve Çârgâh makamlarındaki Mevlevi Ayin-i Şerif ses kayıtları sitemize yüklenmiştir.

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün, 2008 Hz. Mevlana’yı anma ve  735. Vuslat yıldönümü için hazırladıkları “Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin Âyin-i Şerifleri” adlı CD-Kitapda yer alan dört Ayini Şerifi aşağıdaki linklerden bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.

 

Rast Mevlevi Ayin-i Şerifi

Hicâz Mevlevi Ayin-i Şerifi

Uşşak Mevlevi Ayin-i Şerifi

Çârgâh Mevlevi Ayin-i Şerifi

 

Sunuş

Hz. Mevlânâ’nın eserlerinde semâ’, mûsikî, sazlar, ilgili terimler ve hususlar önemli yer tutmaktadır. Mûsikî, Mevleviler arasında da başlangıçtan itibaren daima ilgi görmüş ve Mevlevîhâneler mûsikî sanatımıza büyük katkılar sağlamıştır. Bu manevî eğitim kurumlarında mûsikî icrasının yanı sıra ilmî çalışmalar da yapılmış, büyük icracı, nazariyatçı ve bestekârlar yetişmiştir.

Mevlevi bestekârlar bütün birikim ve becerilerini güfteleri çoğunlukla Hz. Mevlânâ’ya ait beyitlerden oluşan bir Âyîn-i Şerif bestelemekte kullanmak istemişlerdir. Ayrıca bu formun, bestekârların bu alandaki kudretlerini göstermelerine uygun olması sebebiyle Mevlevi Ayinleri mûsikî sanatımızın şaheserleri hâline gelmiştir.

XV. veya XVI. yüzyılda bestelenmiş oldukları düşünülen Pençgâh, Dügâh ve Hüseynî Mevlevi Âyinleri, Mevleviler arasında “Beste-i Kadîm – Eski Beste” diye anılmaktadır.

Bestekârları bilinmeyen bu âyinlerden sonra bestelenmiş Köçek Derviş Mustafa Dede’nin (öl. 1683/1684) Bayâtî Âyîn-i Şerifi ile Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi’nin (doğ. 1630 veya 1640 – öl. 1711 veya 1712) Segah Âyîn-i Şerifi ve Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin (öl. 1729) Rast, Uşşak, Çargâh ve Hicaz Âyîn-i Şerifleri bu formun ilk örnekleridir.

Aynı dönemde bestelenmiş bu Âyîn-i Şerifler arasında Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin âyinleri çok önemli bir yere sahiptir. Bilhassa Mevlevi Âyinleri icrası konusunda ülkemizin ihtisas topluluğu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun, Mevlevîhâneler Dönemi’nde bestelenmiş tüm Âyîn-i Şerifleri icra edip yayımlamak amacıyla yürüttüğü çalışmalarına “Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin Âyinleri” ile başlaması bu bakımdan çok anlamlıdır.

Her biri birbirinden değerli birer sanat âbidesi sayılabilecek bu eserlerden Hicaz Âyîn-i Şerifin, 18. yüzyılın sonlarında İstanbul’da unutulduğunu, Rauf Yekta Bey’in aktardıklarından öğrenmekteyiz. Rauf Yekta Bey, o dönemde Yenikapı Mevlevîhânesi’nin kudûmzenbaşılığını yürüten Künhî Abdürrahîm Dede ile Sultân III. Selim Han’ın musâhiblerinden Seyyîd Ahmed Ağa’nın birer Hicaz Âyîn-i Şerif bestelemelerini, Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin Hicaz Âyîn-i Şerîfi’nin unutulmasına bağlamaktadır. Yeni Hicaz âyinlerin bestelenmesinden sonra Edirne’den gelen bir derviş, Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin Hicaz Âyîn-i Şerîfi’nin hatırlayabildiği kısmını (III. Selâm’ın “Ey ki hezâr âferîn bû nice sultân olur” bölümüne kadar) icra etmiş ve İstanbul Mevlevîhânelerinde yeniden okunmasını sağlamıştır. Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu bu yayında Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin Hicaz Âyîn-i Şerîfi’nin unutulan kısmını, geçmişte de çoğunlukla icra edildiği gibi Künhî Abdürrahîm Dede’nin Hicaz Âyîn-i Şerifi ile tamamlamaktadır.

İcraları ile bu yayının hazırlanmasını sağlayan Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu mensuplarına Topluluk Genel Yönetmeni Sn. Yusuf Kayya’nın şahsında şükranlarımızı sunarız. Ayrıca başta İl Kültür ve Turizm Müdürü Yrd. Doç. Dr. Sn. Mustafa Çıpan olmak üzere yayını gerçekleştiren Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü personeli ile diğer emeği geçenlere teşekkür ederiz.

Yayına Hazırlayanlar

 

KUTBÜ’N-NÂYÎ OSMAN DEDE

(1642/1652?- 1729/1730)

1672 yılında Galata Mevlevîhânesi şeyhi Gavsî Dede’nin hizmetine girerek mevlevî olmuştur. Burada Arapça ve Farsça öğrenmiş ayrıca ney meşk etmiştir. Osman Dede, Galata Mevlevîhânesi’nde on sekiz yıl neyzenbaşılık yapmış ve 1697 yılında mevlevîhâneye şeyh olmuştur. Şeyhlik makamında otuz üç yıl kaldıktan sonra 1729-1730 yılında vefat etmiş, mevlevîhânenin mezarlığına defnedilmiştir.

Kaynaklarda, sülüs ve nesihde çağının usta hattatlarından biri olduğu kaydedilir. Tasavvuf! gazelleri, mesnevi şeklinde yazdığı Mi’râciye’si, âşıkane şiirleri, nâ’tleri, Hazret-i Muhammed’in mucizelerini anlatan şiir şeklinde yazdığı bir eserinden başka bazı nazireleri de vardır.

Ney üflemedeki derecesi, devrinin en büyük neyzeni anlamında, “Kutbu’n-nâyî” olarak anılmasından anlaşılmaktadır.

Osman Dede, mûsikîmizin nazariyatıyla da ilgilenmiş, bir nota yazım sistemi geliştirmiş ve bir çok eseri kaydetmiştir.

Segah, Müsteâr, Dügâh, Neva ve Hüseynî makamlarından beş bölüm olarak bestelediği ve her bölümünü tevşîhlerle süslediği muhteşem Mi’râciyesi’nden başka, çeşitli makamlardan bestelediği olağanüstü güzellikteki saz eserleri ile Rast, Uşşak, Çargâh ve Hicaz makamlarından bestelediği Ayîn-i Şerifleri mûsikî sanatımızın en önemli eserleri arasında yer alır.

 

 

Bu yazı 7 Ekim 2009 tarihinde eklenmiştir.
Posted in: Haberler